Yatmadan Önce Yüz Marker Darbesi

blumia 2“Yatmadan Önce Yüz Marker Darbesi” bir genç kız ve onun yürek burkan resim defterini konu alan cover bir edebi ürün olarak karşımıza çıkıyor. Kitabın ismini gören herkes “Aaa Melissa P.’nin kitabını taklit etmiş!!” diyerek ayıplasa da bahsi geçen herkes benzer bir içerik olduğunu düşünerek kitabı aldıkları için kitap “2013 Pazarlama Ödülü”ne layık görülmüştür. Ancak Edebiyat Dünyasından beklediği övgüleri alamadığı için unutulmaya yüz tutmuştur.

erkek 2

Kitabımız Tuğba isimli genç bir kızın kalem ve kağıtla tanışmasıyla başlıyor. Ekonomik krizle boğuşan İzicit ailesi yalının alt katını kiraya vermeye karar veriyorlar ve böylece kahramanımız en iyi arkadaşı olacak olan bir makyaj uzmanıyla komşu oluyor. Tuğba’nın hayatı da bu arkadaşlık sayesinde değişmeye başlıyor.

Keskin flashbacklerin yaşandığı kitap bir ara bizi Tuğba’nın 15. doğum günü partisine götürüyor. Arkadaşları ona bir günlük hediye ediyorlar ve okuma yazma bilmeyen Tuğba o gün bunu arkadaşlarına söylemeye utanıyor, günlüğünü de odasının en görünmez köşesine saklama kararı alıyor.

mac

18. yaş gününde yeni komşuları kendisine bir makyaj seti hediye ediyor. Aynanın karşısına geçen Tuğba hayatının ilk makyajını yapmaya çalışırken makyaja değil resme yeteneği olduğunu fark ediyor ve yıllar önce arkadaşlarının ona hediye ettiğini günlüğü sakladığı yerden çıkararak yaşadıklarını yazmak yerine çizmeye karar veriyor.

tedavi

Önceleri çiçek, böcek, güneş, bulut resimleri çizen İzicit, daha sonra çizgilerinde “aşk”a da yer verme kararı alıyor. İlk başlarda sadece sevgililerinin resimlerini çizen genç kızımız kalbinde açılan yaralardan sonra ağır depresyon ilaçları alarak bir süre hayattan kopuyor.

Tedavisi bittikten sonra kalemin ve gücün kendisinde olduğunu fark eden kahramanımız resmini çizeceği kişileri kendi seçme kararı alıyor. Herkesin resmini çizmeyerek erkeklerden intikam alıp acı çektiren taraf olmaya karar veriyor.

Toplum baskısından korkmadan ulu orta erkeklerin resmini çezen genç kızımızın hikayesini okurken onu hem çok sevecek, hem ona acıyacak hem de ondan nefret edeceksiniz. Okumaya başladığınız andan itibaren sizi esir edecek olan kitabı gün içinde bitireceğiniz için çalışmadığınız bir gün okumanızı tavsiye ediyorum. Aşkın, ihtirasın, nefretin, arkadaşlığın ve aile ilişkilerinin anlatıldığı muhteşem bir kitabı okumanın verdiği inanılmaz huzurda yanınıza kalacak en büyük artı olacak.

son

Advertisements

Ben de Tekim

first25

İnsanlar alkol alırken veya hüzünlü şarkılar dinlerken böyle bir garipleşip bir duygusallaşırlar ya hani. Eskiye dönerler ya da geleceğe dair umutsuzluğa kapılırlar falan. Hani öyle bir şey yok şuan ama öyle olaydı iyiydi dedim kendi kendime. Elimde kahve fincanım (fotoğraf çekilirken kahve içiyorum sadece geriye kalan zamanlarda fincan hep elimde) “That ‘70s Show” (70leri anlatan bir sitcom) izlerken bunalımın dibinde buldum kendimi.

Eddard-Stark-Baelor-1-09-lord-eddard-ned-stark-30121243-1280-720Sonra olay saçma sapan yerlere doğru ilerlemeye başladı. Hayatımı “Game of Thrones”un sezon finalleriyle kıyaslamaya başladım. Hoş hayatıma uzun süredir giren çıkan yok ama her çıkışta bir Eddard Stark ölmüş izlenimi yaşanması falan hoş değil. Her sezon önemli bir karakter ölse de benim hayatımda niyeyse Ned Stark ölüyor hep onu fark ettim. Ki dizinin başından beri Robb’un kral olacağına inanmıştım (izlemeyenler için spoiler oldu biraz ama izlemeyende yoktur herhalde). Neyse konumuz o değil ona da üzüldüm elbet ama sorun Ned Stark’ın sürekli hayatımdan çıkması gibi gelmeye başladı bana.Hani olayın saçma kısmı oda değil. Kendi hayatımın George R. R. Martin’iyim sonuçta. Ned’i öldüren benim. Ama yine bana koyuyor yani bunu çözebilmiş değilim. Ve tüm bunları kafam ayıkken (kafein zehirlenmesini araştırmadım tabi neden olabilir mi bilmiyorum) düşünmüş olmamda bir bakıma hoş değil aslında.

robb-stark-death-game-of-thrones-rains-of-castamere-red-wedding

Belki “Friends” izlerken kahve içseydim tüm bunları düşünmezdim deyip kızdım kendime. Bir kez okuduğum kitabı ikinci kez okumazken bir kez izlediğim diziyi neden ikinci kez izlediğimi düşündüm sonra. Bunu düşünürken nasıl bir geçiş yaptığımı bilmiyorum ama araç şarj kitimin bozulduğunu not ettim duvara (kağıt alcak param yok malum ay ortası, kalemler promosyon). Sorunumun düşünmek olduğuna karar verdim sonra. İnkar edemem “Cogito ergo sum!”(düşünüyorum, öyleyse varım!)  önemli bir sonuç. Ama düşünmez olaydım (Latincesini yazamadı) demiyor da değilim bazen. Düşünmeden de varım sonuçta. Descartes sağolsun ne diyim şimdi ölmüş adama bir şeyde denmez. Toprağı bol olsun.

tumblr_mnfi5fueeY1r1gulro1_400

O değil de geçen ilk okulda yazdığım günlüğü buldum bir sayfasında “Abimle ablam bugünde ölmediler” yazıyor. O yaştan kahve içmeye başlamışım herhalde ama iyi ki de o sayfa var. Hep yaşasınlar. (bu paragraf reklamlar gibi oldu).

Yani işte uzun lafın kısası, bir ele bin elle uzanır ama dokunamazsın bazen. Elimdeki fincanı bıraksam dokunabileceğimi bilsem kahveye de tövbe ederim orası ayrı. Ama olmadı mı olmaz. Ve bazen George R. R. Martin olduğumuzu düşünürken aslında Eddard Stark olduğumuzu fark ederiz. Kalemi tekrar ele alana kadar acıtır tabi. Ama yaraya kafein basmak diye de bir şey var. Pilavdan korksak kaşığa binmezdik sonuçta (kesin kafein zehirlenmesi).

Gelecekteki sevgiliye not,

(yazar bu kısmı bilerek boş bıraktı, gelecekte ne olacağını kestiremiyor).

İlla bir sonuca bağlamam gerekirse benim için bugünün ve bu yazının özeti: